11 Ocak 2012 Çarşamba

A- CANNABIS İLE TANIŞMA /INTRO-GİRİŞ GİBİ BİRŞEY


Yazma konusunda çocukken de iyi değildim. Konuşurken kendimi daha etkili ifade ettiğim bir gerçek. Neyse ki, ilgilendiğimiz konunun benim edebiyat dilimin gücü ile yakından uzaktan alakası yok. İşi doğru dürüst, kafaları karıştırmadan anlatacak kadar Türkçe biliyorsam, bunu okuyan herkesi tatmin edeceğimi biliyorum.

Öncelikle Cannabis ile tanışmamı, ilişkimi ve yaklaşımımı anlatan kısa tarihçemi okumalısınız. Ha okumadan da, bir kaç paragraf atlayabilirsiniz. Ancak, Cannabis ile "KEŞ"lik dolayısı ile alakasız, bu çiçeğe olan derin saygımı, dipten sevgimi anlamanız size vereceğim bilgilerin ne kadar titizlikle tarandıktan, tecrübe edilkten sonra sizlere aktarıldığını anlamanız açısından önemli olabilir.

35 yaşıma kadar alkol haricinde (Üniversite yıllarımda dahi) hiç bir uyuşturucuyu ne kullandım, ne de gerçek hayatta gördüm. 16 yaşımdan beri yoğun alkol kullandığım, hemen her türlü ortam da içtiğim halde, ne hapı ne otu görmemiş olmam ilginçtir. Daha da ilginci benim gibi arkadaşlarımın olması. Beni Cannabis ile tanıştıran arkadaşımın durumu ise daha da ilginçtir. O alkol dahi almayan, ilaç içmeyen, sporunu düzenli yapan, aşağı yukarı benim yaşlarımda biri. Bir hafta sonu başkalarının yardımı (yani tamamen) sarılmış cigaradan bir kaç nefes aldım. Günde 2,5 paket sigarayı 25 senedir içen bir adama göre tadı bana, çok ucuz kaçak sigaraların tadını anımsattı. Ki, sevmedim. Alkole, diğer ağrı kesiciler vesair yüksek toleremden ötürü bana yapacağı etki hususunda götü kalkık bir beklenti içindeydim. Ki, hiç bir zaman 30 sn ila 2 dakikadan fazla sürmemiştir pilot olmam. Ve o gün ve sonrasındaki denemelerde de görüldü ki, cigaraya karşı tolerem sıfır. iki nefes ve bay bay gerçeklik.

Tad olarak sevmemiş olmama rağmen, ortamdaki sohbet ve eğlence çok sardığından, bu bir iki fırt işini aşağı yukarı her hafta sonu ya da iki haftada bir devam ettirdim. Otun etkisi hakkında sayfalar, ciltler dolusu şeyler yazanlar vardır. Filmler çekilmiştir. Eski ve yeni Hollywood filmlerinde nerdeyse olmazsa olmaz ya ana temadır ya ana temanın içinde bir şekilde serpiştirilmiştir. Bendeki etkileri, tamamıyle manik bir hale sokması. Ancak zaten sadece evde içtiğimiz için, daima o dostumla içtiğim için ekip sayısı 2 hadi bilemedin onun bir arkadaşı daha 3 kişilik çekirdek bir güven kadrosu. Eski ama bana inanılmaz konforlu gelen bir koltuk, etrafta her an dikkatinizi dağıtabilecek potansiyele sahip 2 sevgi kelebeği pitbull. Cigara dostumla bende taban tabana zıt etkiler yapıyordu. Yani aynı ot, iki farklı kafa. O daha çok koltukta yayılmayı beni dinlemeyi ve saçmalamalarımız üzerine gülmeyi tercih ederken, ben Conan'ın bütün maceralarını konuşma baloncuklarına kadar hatırlayıp anlatacak kadar kendimi kaptırabiliyordum. O kadar çok coşup, konudan konuya durmadan konuşuyordum ki, nihayetinde kendimden geçip ertesi gün uyandığımda, vücudumdan bütün enerjinin götümden uçup gittmiş olduğu hissini yaşıyordum. Yani, ertesi gün içmeye kalktığımda, bunun için bir enerjim olmadığını açıkça görebiliyordum. Tabi az öncede de dediğim gibi, aynı ot iki farklı trip...pasif kafalar yaşayıp, böyle enerji israfında olmayanlar ne dediğimi anlamayacaktır bile.

TORBACI MEVZUSU:

Tabi birde bu otun tedarik kısmı var ki, bu konu da sizlere sağlıklı bilgi verebilecek kadar tecrübe yaşamadım. Yani filmlerden veya gazetelerden alınan bir torbacı imajı itici ve korkutucudur. Burda ki sorun ne benim ne de dostumun hiç bir boktan korkmayan tipler olmamızda idi. Yani cahilliğimiz, tecrübesizliğimiz -kimileri buna bariz salaklık ta diyebilir- yüzünden, kafamızı gözümüzü kırdırabileceğimiz, götü başı kestirebileceğimiz ortamlara, lay lay lom girdik ve bir bok olmadan çıktık. Tanıştığımız sağlayıcılar ise yazarken bile güldüğüm tiplerdi. Onların da bize çok güldüğüne eminim. Yani iki orta yaşlı, iyi eğitimli, iyi aile çocuğu bebe, cigara sarmasını dahi bilmiyor, oturmuş kuzu gibi onların gelip sarmasını bekliyor...Bu sahneye hangi meslekten olsa insanlar güler.

Bir gün bu cigara sarma ritüeli -ki halen tek dal sigara sarbilmişliğim yoktur.- sırasında, otların içinden tohumları ayıklaşlarını seyrederken, acaba ben eksem yetişirmi diye sordum içimden. Tohumları kül tablasının içinden almaya başladım. Ortamdaki "bir bilen"ler; "o tohumlardan cigara yetişmeyeceğini, bunun çok teferruatlı bir bok olduğunu, dişisi erkeği zartı zurtu" bir sürü sebebi sayıp döktüler. Ben gene de aldım tohumları.

Torbacı  mevzusunda benim anladığım şeyler; 
a) Güvenilir olanın bulunması çok zor iş.
b) Güzel cigara bulanı, bulması daha da zor iş,
c) Alış verişin her türlüsü, güzel işi, düzeni olan biri için tehlikleli ve sakıncalı veya can sıkıcı olabilir.
d) İçten içe duyarlı biriyseniz, harcadığınız paranın, torbacınız ne kadar kral çocuk olsa bile, ucunda daha farklı merkezlere ulaştığını bilmenin ezikliğini hissediyorsunuz. Bilmiyorum yani bu, ben ve arkadaşımda çokca hissettiğimiz bir şeydi.
e) Nasıl yetiştirildiğini, neler ile beslendiğini, kimlerin ellerinin değdiğini, üstüne nelerin spreylendiğini bilmediğin bir şeyi içme hissi boktan bir histir (bence tabi).

İLK TOHUMLARIN EKİLİŞİ:

Çiftçi bir yanım hiç bir zaman olmamıştır. Yazlıktaki keyf için ayrılmış küçük bahçede bile 2 kazma sallasam, iki saat küfreden bir tiptim. Doğayı seven ama evinde bir çiçek dahi yetiştirmemiş adamdım. Eve geldiğimde tohumlara baktım, onlarla ne yapacağım hakkında hiç bir fikrim yoktu. İlkokuldaki pamukta fasülye yeşertme dersini hatırladım. Bu kadar basit yani. bir bardağın içini pamukla doldurdum, kenarlarına tohumları yerleştirdim, su koydum ve pardağı PC kasasının üstüne koydum.

Tam hatırlamıyorum ama bir kaç gün sonra köklerini gördüm. İşin dehşet verici yanı, çoook hızlı büyümeleri idi. Kapıcıdan toprak istedim, oda bana bir kova dolusu getirdi. Evdeki ufak plastik kaplara aktardım tohumları. Her birine 2 şer 3 er. onları da cam kenarına bir yere koydum. Bir kaç gün sonra topraktan filizlendiler...Bu tuhaf çiçek, sanki zamanla yarışıyor gibiydi. Bu esnada internetten harıl harıl okuyordum çiçek hakkında. Esasında nasıl yetiştireceğim konusunda değildi ağırlık. Daha çok haftada bir iki nefes çektiğim cigara dolayısı ile artık "esrarkeş" sayılıp sayılmadığım, müptezel olup olmadığım hakkındaki korkularım idi. Herşey o kadar karmaşık ve yabancı geliyordu ki, bugün baktığımda konuları anlamayışımın, konunun içinde olmadığımla ilgili olması gibi basit bir cevabı vardı her şeyin. İlkin her yerde gözüme çarpan ışık mevzusunu halletmem gerekiyordu sanırım. Tabi orda anlatılan lümen mümen hesabı yapacak değildim. İndim apartmandan, yan bloktaki elektrikciye gittim, iki karış uzunlığunda bir floresan lamba düzeneği satın aldım, eve çıktım, kücük saksıları kutunun içinde bir araya getirdim, ve lambayı 24 saat açık bıraktım. Yalnız yaşadığım için gizlilik hakkında hiç bir önlem almama gerek yoktu. Tek bir önlem/ kural yeterli idi : KİMSEYE AMA HİÇ KİMSEYE BİR ŞEY SÖYLEME, İMA DAHİ ETME! düşünün ki kankam bile bundan epeyce uzun bir süre sonra haberdar oldu.

 Resim 1: Plastik bardaktan, daha büyük saksılara aktarıldıktan sonra (ki aslında bardaktan direkt büyük kaplara tek seferde aktarılması yeterli idi)

Her akşam işten dönüşümde koşup kutuyu kontrol ediyordum. "lamba işe yaramış" (hiç bir bokta yaramadığını sonra öğrendim tabi), bitkilerim coşmuştu. Her gün büyüyorlardı ve bunu çıplak gözle görebiliyordunuz. İşte Cannabis ile aramızdaki ilişkinin zort deliği budur. Sabah kalkıyor kontrol ediyor, akşam yatıyor kontrol ediyordum. Bu arada içindekiler kutudan çıkmış, alelade bahçe toprağına, boya kutularının içine aktarılmış idi. Her gün yeni şeyler öğreniyor ve zavallı bitkilerin üstünde deniyordum. Bu absürd denemelerin içinde, topraklarına muz artıkları karıştırmak, balık yağı dökmek (danone nin ton balıkları) daha saymakla bitmeyecek komiklikler. Cannabis bir kere tuttuktan sonra, öldürmesi zor/çok kolay bir bitkidir. Çiçekler evin içinde güneş ışığı ile "büyüyordu". Sabahın az bir ileri saatinden , akşam batana kadar ışık alan salonda, bana göre keyfleri yerinde dallanıp budaklanıyordu.
 Resim 2: İki hatalığına tatile çıkmam gerektiğinde, iki tane büyükçe plastik bidona 2 musluk taktım.Sonra onları saksının üstüne getirip, dakikada 1-2 damla akıtacak şekilde kıstım. Geri döndüğümde kızlar sağlıklıydı. Ne çözümler ama :)


 Cannabis hakkında okudukça, onların ihtiyaçlarını temin etmenin Türkiye'de o zamanlar ne kadar zor olduğunu da paralel olarak farkediyordum. Şimdi elini kolunu sallayarak bulacağınız şeyleri o zamanlar internetten sipariş vermek zorundaydınız. Ha, işi bilen için o zaman da elini kolunu sallayıp bulunabilecek şeylerden fazlası lazım değildi ama benim anladığım hiç bir şey yoktu içinde. Zamanla lümen nedir, NPK değerleri nedir öğrendik ki atla deve değilmiş zaten.

Resim 3: Kızların büyük kaplara alındıktan sonraki halleri. Ki toprakları tamamen dolu olması gerekiyordu..Ne işkenceler çekti zavallıcıklar :)

Aylar süren "doğal ev ışığı sistemli" büyütme maceramda elimde 2 tane dişi ile, tamamen götümden uydurma bir 12/12 karanlık dönem yaşattıktan sonra, hiç alakasız bir zaman da hasadı gerçekleştirdim. Bugün biliyorum ki, ilk deneme kızlar THC değeri olarak, normal "boklu dere" cigaralarından daha düşük olabilirdi, ama buna rağmen, %100 benim emeğim, %100 organik cigara takliti yapan bir Cannabis Hasadı elimde duruyordu. Sanırım bir kere içtim ve gerisini taşınırken bu evden komşuma verdim. Ona göre çok güzel cigaraydı, hiç bedelsiz hediye edilmiş olması da artı kafa yapar herhalde :)
Resim 4 : Sözde çiçeklenme evresindeki kızlar. Işık almasınlar diye akşam ikinci tuvalete kapatıyordum ikisinide...Çiçeğin çelimsiz görünmesinde aşırı budanmış olmasının da payı var.

Resim 5: Kızlar aylardır çektikleri deneme-yanılma işkencesinden sonra erken hasat edilip kurumaya alındıktan sonraki halleri...En azından bir ay daha bekleseydim o gördüğünüz beyazlıkların tamamen çoğalacağı, kristal yumağı olacağına emin olabilirsiniz.

Cannabis yetiştirme maceram böyle başladı işte. İlk kızlardan sonra, çok şey öğrenmiştim. Esasında internette okuduklarımın aynısını gerçekte gidip salondaki çiçeklere bakıp görerek öğrendim de diyebiliriz. Şurası kesin ki, gerçekten de Cannabis sizinle konuşur. Neye ihtiyacı olduğunu anında söyler. Gübresi fazlaysa, eksikse, su az ise, çok ise, ışık fazla yada eksik ise, ısı düşük veya fazla ise vesair. Tek bilmeniz gereken ise Cannabisce öğrenmek. Toplamında 5-10 terimi geçmeyen bir dili öğrenmek ne kadar zor olabilir? Tohumu-Toprağı-Işığı- Gübresi bitti.
Resim 6: İlk hasat, ilk cigara sarma girişimi...kendimle gurur duydum. Kül tablasından alınmış tohumlar ve 5 aylık bir macera :)

Oha kaç paragraf yazmışım ilk günden. Ben gideyim bir iki kahve içeyim. Sonra yetiştirme günlüklerimden (evet ikinci yetiştirmemde ve 3 ncüde günlük tutmuştum) size bu işi en sade şekilde resimlerle anlatma kısmına geçerim herhalde.

Güzel Kalın Güzelliklerle Kalın


44 comments:

Adsız dedi ki...

teşekkürler

Adsız dedi ki...

bitki çiçeklenme sürecine girdiği zaman beyaz tüylü uzantılar (yani çiçekleri) çıkmaya başlıyor. 12/12 sürecine geçmek için bu beyaz uzantılar çıkmaya başladığı gibi mi harekete geçmek gerekir yoksa biraz daha bekleyip beyaz uzantıların artmasını beklemek mi doğru olur?

Cannabis dedi ki...

12/12 sürecine geçmeden bitki zaten çiçeklenmez. 18/6 gibi ışık süresi kısılmaya başlandığında, o uzantılar görünür olur, çiçeklerin cinsiyeti anlaşılır.

12/12 sürecine geçildikten sonra bitki ÇİÇEKLENMEYE başlar. Bu tohumun cinsine göre 8 hafta ila 12 haftaya kadar sürer. Tabi ışığınızın gücüne de bakar. Yani 1000W lık bir ışık ile 6 çiçeğe 8 hafta çok rahat yeter. 400W ile bu bir iki hafta daha sarkabilir. Işık gücünüz zayıfladıkça çiçeklenme süreniz uzar.

Çiçeklenmeye girdikten sonra en ideal ışık HPS lambalardır. Gelişimde verdiğiniz gübrede değişecektir vesair.

Sanalcan dedi ki...

Kenevir bitkisi, 1930'larda ABD'de çıkarılan "Marihuana Vergi Yasası" ile yetiştirilmesine engeller getirildikten sonra adım adım tüm dünyada yasaklanmıştır. Yasaklamanın bilimsel açıdan çok, ekonomik ve siyasi çıkar gruplarınca yapıldığı düşünülmektedir. Bir dönüm kenevir 4 dönüm ağaça denk kâğıt hamuru sağlayabilecek, selüloz açısından çok zengin bir odunsu bitkidir. Lifleri ise, petrol yan sanayi ürünü olan sentetik lifler dünya çapında yagınlaşmadan önce bütün dünyada lif kaynağı olarak kullanılmıştır. Günümüzde dünyadaki tarım ilaçlarının büyük bir kısmı, lif üretiminde kullanılan pamuk yetiştiriciliğinde kullanılmaktadır. kenevir çok güçlü bir bitkidir ve ilaç kullanımına neredeyse hiç ihtiyaç duymaz. Keneviri yasaklamada önderlik eden çıkar çevrelerinin aynı zamanda da petrol ve ilaç endüstrisiyle bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Dişi kenevirin yasaklanması için neden olarak gösterilen döllenmemiş bitkinin goncalı üst kısımlarında yoğun olarak bulunan tetra-hidro-kanabinol (THC) maddesi insanlık var olalı beri "esrar" olarak kullanılmıştır ve tıbbi kullanımlarının olduğunu gösteren bilimsel dergilerde yayınlanmış birçok araştırma vardır.

Cannabis dedi ki...

ABD'de her sene Alkol endüstrisi, milyonlarca dolarlık lobicilik faaliyeti yürütmektedir. Bunu gizli saklı değil her seferinde aleni olarak yapmaktadırlar. Buna rağmen California başta olmak üzere bir çok eyalette, Medikal Marijuana'nın kullanımına izin verilmektedir.
Tabi kraldan daha kralcı olan Türkiyem de ise işler hala ispat edilememiş hurafe yasaklara dayanmaktadır. TR'nin Cannabis hakkında en ufak bir bilimsel araştırması ve buna dayalı yasaklaması yoktur.
Devletin görevi insanların gardiyanı olmak deildir. Kaldıki her gün FDA (Amerikanın resmi ilaç ve sağlık örgütü) nasıl yozlaştığının, ilaç firmalarının uşağı olduğunun yeni delileri çıkıyor. Domuz Gribi aşısı gibi skandallar sümen altı edildi bile...Ama binlerce yıldır halkın ilaç olarak kullandığı doğal bitkiye öcü muamelesi devam etmektedir...

Endüstriyel Atık dedi ki...

merhabalar ...
öncelikle değerli yetiştirme deneyim/bilgilerin için minnetarım size..bir kaç sorum olucak takıldığım ve deneyimleriniz güvendiğim noktada..

şuanda kızım avuç içini doldurabilicek büyüklükte..kökten uca kadar zannedersem 15cm kadar oldu...üzerine 24 saat kırmızı led ışık tutuyorum (12v/200w) etrafına ışık heryere dağılsın diye folyo ile koruyucu yaptım haliyle dağılıyor..acaba bu evrede yapmam gerekenler neler ve ne derece ışık kullanmalıyım (ilk yetiştirmem ve bilgim 0) harici olarak bir kaç tane dibte bulunan yaprakların kurumuş olduğunu gördüm endişelendirdi bu beni bu konuda ne yapmam gerekiyor ?

Cannabis dedi ki...

Birincisi kullandığın ışık güç olarak yetersiz. İkincisi yanlış. Yani yetişme evresinde kırmızı değil mavi ışık dalgasına ihtiyaç duyar. Yani normalinde LED inizin sağlayacağı Lümen yeterli olsaydı bile, rengi yanlış olucaktı bu evrede. Kırmızı dalga çiçeklenme evresinde gerekli.

Hiç detay vermeden nasıl ışık sistemi önereyim. Işık konusunda anlattım. En azından (çiçeklenmede 6 ya düşecek saksı sayısı için) 400Watt lık bir sistem kurmanızı öneririm. Aşağısı yalan yukarısı ise keyfinize kalmış bir durum. Büyütme ortamınız odanız kutunuz ne kadar , tohum ne, saksın ne kadar vesair. bunların hepsinin cevabı var adım adım eski chapterlardan başlarsanız, hepsini bulursunuz. Yok siz elinizdeki o tek çiçekle gidecekseniz, 6 hafta sonra erkek çıkarsa ne olacak? onlarında cevapları konuların altında sorulan sorularda :) E olmadı ben varım burda :) kasmadan direkt sorabilirsinde ama sistemin detayları chapterlarda... bana detay sorabilirsin....

Kolaylar gelsin...

Endüstriyel Atık dedi ki...

eyvallah azizim bitanesin şuan için kestim kırmızıyı mavi led dayadım..sanırım 24 adet var kare şeklinde katladım..12/12 yapıyorum.. odam metre kare cinsinden veremem fakat 4m-boy- X 1,2m-genişlik- X 2,5m-yükseklik- eksik olan bir çok şeyim var ama yavaş yavaş gidericem tohum normal ww :)

Cannabis dedi ki...

hahahha WW ye normal tohum dedin hehehhe :) mmm LED gidecem diyorsun...Önceki chapterlarda IŞIK konusunu inceleme şansın oldu mu? yani metre kareye ihtiyaç duyulan LÜMEN miktarı hakkında. Elindeki LED ler ile bunu verebiliyormusun?

Birde kaç haftalıklar ki 12/12 ışık perioduna aldın?
24 Adet olan saksımı ışık mı?

Endüstriyel Atık dedi ki...

:D tüm seed dealer dostlarım da baş köşede olduğu için normal geldi bi an bilemedim :)
led masrafları min'e indirmek için gidicektim fakat şöyle birşey düşündüm dediğim gibi set olarak philips yada osram'ın indoor grow system suit şeylerinden alıcam..geçici bir şey şuanda benim uyguladığım :)

saksı adeti 24 olsa sanırım kılına zarar gelse kızımın aynı vucut bölgeme uyarlı bi şekilde kendime zarar verirdim :D ajhsadl şakası bi yana değil kadim dostum 24 adet şerit metre ile satılan cinsten (otomobillere falan yapıyolar) led var onu katladım düz bir ışık versin diye..saksım 1 adet oda tesadüfen oldu ve birden ben bunu büyütücem en iyi şekilde torbacının verdiği boku içmiycem dedim..çünkü büyük paralar veriyorum ve 1 kere güzelse 20 kere kötü çıkıyor birde o torbacının ağzı ile ugraşmak o tehlikeye girmek daha can sıkıcı bi hal aldı.

evet konularına baktım ışık ve metre kare arasında tutarsız olabilirim lumen değerini de led üzerinden zannedersem çözemem (ışık ölçerim yok ) ama sanırsam şuandaki hali ile çok güzel gidiyor..biraz kökte sararma oldu 2-3mm olan yapraklarda onun haricin de yemyeşil ..

12/12 yanlış birşey mi bu evre de ? istersen fotoğraf linkleyebilirim buraya.. hatta dur bitane çekiyim en iyisi

http://i.imgur.com/1l8Qe.jpg?1 en uç 12cm de şuanda ve npk 20-20-20 kullandım (bugün satın aldım 2litreye 2çaykaşığı silme)

Cannabis dedi ki...

:)))) Ahh cannabis ah ne mucize bir çiçektir o :)
Üstad tohum çatladıktan sonra cannabise pipini göstersen bile bir şekilde büyür en ufak ışıkta. Ama mesele nasıl büyüdüğüdür.

Birincisi bence o çiçekten bir şey bekleme.

ikincisi ışık sistemini kur zaman kaybetme.

üçüncüsü, saksılarını toprağını felan hazır et. Yerin güzel ebatları iyi, yükseklik ondan iyi...
ver coşkuyu 10 tohuma. 1 tane saksıyı 3,5-4 ay bekleyeceksin, o ışıkla sana vereceği iki üç dal cigaradır onunda thc si torbacı cigarasından beter olur herhalde.

Dördüncüsü, e evrelere hiç bakmamışsın adamım. Yani bitkinin topraktan filizlendikten sonra 3 hafta 24 saat ışığa sonraki 3 hafta 18/6 ışığa (Tercihan MH ama olmadı HPS -400W-)

6. Haftadan sonra da 12/12 yani çiçeklenmeye sokuyorsun kızları.

ilk 3 hafta gübre vermiyorsun
sonraki 3 hafta vegetation yani büyüme dönemi için gübre veriyorsun tercihan 20-20-20

çiçeklenme döneminde de 0-40-40 a kadar yolun var.

KOlaylar gelsin :) Kızımıza kucak dolusu sevgiler burdan :)

Endüstriyel Atık dedi ki...

aahauhua garibim yaa haklısın halledicem abisi halledicem :) azizim sağol öyleyse şunu yapayım daha göze batmıyor..20cm ye kadar camda tutayım yani sabah 7den akşam 7 ye kadar daha sonra eve alıp üzerine ne kadar ışık varsa basayım...sabah yine aynı..işe yarar umarım bu :) bilgileri kaptım maaş elime geçsin strafor ile kapliycam duvarları daha sonra 20 saksıya çıkartırım işi :) unutmadan saksıya eklemem gereken bir madde var mı ? çözülebilir gübre dışında..vitamin yada toprak gibi..sadece bugün satın aldığım gübrem var ama varsa eğer daha yi bir gelişme için tavsiyen onuda halledeyim..ışık sistemi olmadan onlar ile idare etsin :) teşekkür ederim bu nacizane bilgini bizlerle/benim ile paylaştığın için bitanesin keyifli bol hastalar :)

Cannabis dedi ki...

hehehhehehhe yaw her mesajında bir yerleri açıyosun kafamı taktırıyorsun :) Abi duvarları niye strafor kaplıyorsun? Alüminyum folyo veya mat beyaz boya ile kaplayacan? Sen bu blogu okurken ne iciyorsun, bende istiyorum :)))

Eğer pencere dibin sabah 7 den akşam 7 ye kadar güneş alıyorsa ne ala. Ver gitsin ondan sonra da ışığı. Işık sistemini kur, 400w 20 saksıya yetmez. 40 tane bardağa bile yeter ama saksılara aldıktan sonra bilemedin 9-10 tanesini altına koyabilirsin. E erkekler belli oldumuda bu sayı 6 ya felan düşer yada 5 .. sende 5 tanesine emek verirsin 60 gramdan 300 gram hasadın olur :)

Demin biri daha sordu gübre işini...bulamamış benim verdiğim değerlerde gübreyi ebayden başka. E bende ebayden aldım o bakımdan;

Burda da sana vereyim o tavsiyeyi:

- General Organics, BioThrive, Grow 4-3-3 (Gelişme Döneminde 3 ncü haftadan sonra)
- General Organics, BioThrive, Bloom 2-4-4 (çiçeklenme için)
- General Organics, CaMg+ (Hem Gelişme hem çiçeklenme döneminde, her sulamada (gübrelemede) kullanın.

foseptik dedi ki...

dostum merhaba.bilgilerin harika.Fakat ben outdoor başlıycam.Onla alakalı birşeyler bulamadım.Ormanda olacak.böyle bir ortamda sulama gereklimi?Gerekliyse ne kadar sürede bir sulamalıyım?Yine aynı şekilde gübre gerekirmi?Bunuda toprağın doğal verimliliği olduğu düşüncesiyle soruyorum.Yardımcı olursan çok sevinirim.)

JointCan dedi ki...

MMm doğru Outdoor üretim için bir bölüm açmadım. ara ara gelen sorularda yardımcı oluyorum. Ormanlık alanda ekersin tamam. Ama gideceğin yerlerde, keçi-koyun-inek-at-eşek bokları olup olmadığına çok dikkat et. Ki ciceklerin onların yemeği olmasın. İkincisi mutlaka bir pusula ile git. Doğu-batı cephesini en güzel gören yerler, güneşe en açık yerler tek tek ekeceğiniz yerlerdir.

BUlunduğun yerin yağış durumu nedir bilemiyorum tabi. Ama eğer sıcak, yağışsız memleket ise, sizin gidip sulamanız gerekebilir. bunu nasıl yapacağını ayıkken yazarım. Haftada bir sulaman yeterli olur gerilla yöntemi sulama ile.

Gübreleme elbetteki gerekli. ama bu sefer katı gübreler alırsınız. yani sıvı gübre alıp birden eriyip gitmesinden se, yavaş yavaş almasında fayda var.

foseptik dedi ki...

son dönemdeki yağışlardan dolayı toprağın uzun süre nemli olabileceğini düşünüyorum.Yöntemi anlatırsan sevinirim yinede.Birde gübreyi almak şartmı?maliyetten kaçındığımdan değil ama işlenmemiş ham hayvan gübresi bulabileceğim yerler var.Direk şu sebzecilikte kullanılan gübrelerden yani.

JointCan dedi ki...

Yahu oki güzel gübre bulabiliyorsun sorun olmaz. Verirsin outdoorda. Ama böceksiz, parazitsiz nasıl olucaksa o iş. En güzeli suda eritirsin, böceği paraziti ölür verirsin. Sulamada gerilla yöntemini aslında bir çok köylü bilir. Alırsın 2,5 ltlik pet şişe, kapağına ufak bir delik birde kıçına ince bir delik. NE KADAR AÇACAĞINI KENDİN EVDE TEST EDEREK TECRÜBE EDERSİN. sonra o suyun zaten sulamış olduğun toprağa yavaş yavaş damlamasını sağlarsın bitkinin köküne yakın bir yerde toprağa gömerek ucunu. bitti gitti. Hagtada bir gider sularını değiştirirsiniz. Hemde bakmış olursunuz gelişmelerine. Bakımıını yaparsınız. Gübre verirsiniz...

foseptik dedi ki...

eyv.dostum adamın dibisin.) ben sana zaman zaman dönebilirim.)

basri dedi ki...

kaç lümen olması lazım minimum

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Adsız dedi ki...

Merhaba benim iki sorum var

1.benim balkonum gayet müsait, acaba "outdoor" icin neye dikkat etmem gerekir. Yani normal filizlendirip baklona koyup bi suyunu versem olurmu, bana okadar kolay olmaz gibi geliyor ama, bir bilene sormak lazim :-9

2. eger indoor yaparsam isiklandirma sistemini nerden temin edebilirm. koskoca internette sadece bir site buldum onlarda ne maile cevap veriyorlar ne telefonlarini aciyorlar, acikcasi hic 300 TL gönderecek kadar güvenemedim.

JointCan dedi ki...

1- Dışarıya ekmek için biraz geç kalmışsınız üstad. Nisan sonu gibi ekmiş olmalısınız ki, Eylül sonu gibi hasadınızı alırsınız. Outdoor çiçeğin bakımı biraz farklıdır ama temel olarak aynıdır. Kaç saat ışık alacağı önemli.

2- Türkiye'de 2-3 siteler var malzemeleri bulabileceğiniz, onlara güvenmiyorsanız gittigidiyor.com da da malzemeleri bulabilirsin.

Adsız dedi ki...

selam üstadım, 400w hps ampul saatte ne kadar elektrik harcar bilemedim bulamadım.. bütün blogunu okudum ama göremedim bu konuyla alakalı bir hesaplama.. yada ben mi dikkatli okuyamadım bilemiyorum. sen kafası calısan mürekkep yalamıs bir arkadassın beni bu konuda aydınlatırsan sevinirim. teşekkürler. (torbacılardan kurtaracan beni bunun için extradan teşekkür ederim:) )

JointCan dedi ki...

Hiç o hesaplamaları bilmiyorum. TR'de elektrik kaç para onu da bilmiyorum. Ama 400W lambanın diğer zamazingolarıda ekleyince ayda 80/120 lira ilave bir fatura getireceğini çok kez hesapladı diğer arkadaşlar.

Adsız dedi ki...

cannabis güzel diyorsun da, senin mh hpslerle sağladığın enerjiyi ledler 90-100wattta sağlıyor. yanlış mıyım? önemli olan dalga boyu ve enerji değil midir? bence end. atık arkadaş iyi gidiyor gibi?? :S

JointCan dedi ki...

LED ler mümkünmü HPS nin felan verdiği lümeni versin. Bir 400W Mh nin verdiği lümeni dünya kadar ledle verebilirsin! Çok da pahalıya gelir

Tuna Söylemiş dedi ki...

Hocam öncelikle çok güzel bir blog olmuş aşırı emek harcamışsınız ama süper olmuş kitap gibi okuyasım geldi =)
bende çok araştırıyordum bu siteyi buldum çok sevindim =)
toprağa muz atığı değilde domates kabuğu hatta yumurta kabuğu gibi ilginç şeyleri bende karıştırdım ve böceklendirmiştim =)

tekrar ellerinize sağlık süpersin hocammmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm =)
bilgelik budur paylaşmak ki hiç bir yerde bulunamıcak bilgiler =)

Adsız dedi ki...

Kardeşim bu gübreyi ebay dışında bir yerden bulamayacakmıyım :(

JointCan dedi ki...

ya salla bunu daha iyisi car. gir smoothgarden.com aatami nin setini al. ya da yetiştirme dönemi için biogrow, çiçeklenme dönemi için biobloom!

Arsonist dedi ki...

Bir de outdoor ile ilgili sorum var.Usta şimdi mekan vermek durumundayım mağlum iklim koşulları sebebiyle yayınlamazsan da anlarım Karadeniz yaylalarında bu işi yapabilirmiyim?Hangi çeşid bitkiyi ne şekilde ekicem.Muhtemelen güneş alan bir tarafa ekmeye dikkat edicez.Sulama mezuu nasıl olacak?Ne sıklıkta kontrol edilecek?Bahar yaz iklimi güneş felan akıyor orda fakat hava ince serin.Ne yapılmalı olur mu olmaz mı?

JointCan dedi ki...

yaylalarda hiç ağaç gördünmü yetişen? Bırak onu ottan başka yetişen bir şey gördün mü? Hadi belki Lapaza olur ama cannabis olmaz. Neden? Güneş işi on numara olur zira sis pek zirvelere çıkmaz ama gece gündüz arasındaki sıcaklık farkları çok fazla. yani o işi unut :)

Arsonist dedi ki...

Yaw yayla derken daha aşağı kesimde de bu işi yapabilirim.Böyle çiçek yetişen mekanlar vardı çünkü.Aşağısı köy mesela o tarafda da şansım var.Millet ekiyor biçiyor oralarda.

JointCan dedi ki...

Bul bir güzel doğu batı cephesi... ver coşkuyu ondan sonra :)

Adsız dedi ki...

Merhaba üstad. Yetiştirme dolabının içinin boya rengi niye mat beyaz? normalde parlak beyaz ışığı daha fazla yansıtmaz mı?

JointCan dedi ki...

Hayır

Adsız dedi ki...

Üstad internette araştırma yaptım tam tersini söylüyor. "Parlak yüzeyler mat ve pürüzlü yüzeylerden daha az ışık yutarlar. Çok ışık yutan yüzeylerin görülebilmeleri ve fotoğraflarının çekilebilmeleri için daha çok ışık gerekir."

Kaynak: http://isik.nedir.com/#ixzz26i2U59R2

JointCan dedi ki...

Peki neden direkt Ayna koymuyor dünyadaki bu kadar profesyonel growerlar? Resim çekmiyoruz bilader, ışığı bir noktaya kanalize etmek gibi bir derdimiz yok. Işığı YUTULMADAN veya her hangi bir bölgeye yoğunlaşmadan mümkün olan en sağlıklı şekilde dağılmasını istiyoruz.

Adsız dedi ki...

Usta
öncelikle blogun gerçekten süper olmuş eline sağlık
ben daha hiç yetiştirmedim ama yetiştirmek istiyorum, hazır yemek herzaman pahalı oluyo.
Sana danışmak istediğim 2 şey var.

1.si diyelim gittim hazır aldım birinden takılmalık. onu ayıklarken içinden bir sürü tohum çıkıyor ufak ufak toplu iğne başı kadar, onları kullanabilir miyiz eksek yetişir mi? olmuyorsa nerden bulabilirim?

2.si ben bahçede yetiştirmek istiyorum hem site içi hem yazlık alan hemde arka bahçe o yüzden kışları hiç insan olmuyo buralarda.
şimdi ben topraga biraz bakım yapsam sonra tohumu eksem , o orda kendi kendine büyür mü?

Adsız dedi ki...

Merhaba, balkond yetiştiriyorum bilgi verebilir misiniz..

Adsız dedi ki...

evet bende bu siteyle tanıştıktan ve başka bloglardan gördükçe torbacı tohumlarıyla ilk deneyimimi yapmaya karar verdim ve balkonda yetiştirmeye başladım 1hafta içinde fasulye yapar gibi pamukla yaptım kökleri çıkınca diktim ve 1-2 hafta içinde 7cm e yakın büyüdüler 2haftada 2-3kere sulamama rahmen sabah 6dan akşam 7-8 hava kararma süresine göre alıyorum içeriye birazda içeride saat 12 1 e kdr lamba altında duruyor olayım bu bakalım ilerleyen durumlarda bir sıknıtı çıkmaz hava durumu vs degişirde bitkiye zarar vermez umarım bakalım ilk mahsülümü elde ettikten sonra bakarsınız bir seed bankasından tohum alıp evde grow a başlarım ampüller fln bir arkadaşım bu ektiginden 60gr a yakın çıkar dedi ama göreceğiz bakalım.

Adsız dedi ki...

aslında marijuana bitkisi çok fazla öle ahım ahım bir akım istemiyor ben 2haftadda 3kere fln sulamama rahmen 7-8cm e ulaşmıştı bitkim ve balkonumda yapıordum bu işi sabah 6 akşam 7 düşün birazda ev içinde ışıkta bence denemelisin çok ugraş veren bir bitki degil bende yeni torbacı tohumlarıyla ektim fakat pek saglıklı olacagını sanmıyorum nette araştırdım aslınad seed olayı daha mantıklı tabi bu oalyı bilmedigin için bir kendin evinde ve balkonunda bi torbacı tohumuyla yetiştir acemigiligini atıncaa güzel bir cüce marijuana alırsın ve keyfine bakarsın bir daha hiç bulaşmassın tabi sınırını bilirsen bir cüce marijuanadan ztn en az alacagın çok kötü bakmışsan 60gr dır ztn hafta 2-3 kere torbacıdan 1-2gr dalga alıyorsun biraz sınırlı davranırsın KEŞLİK yapmazsan sorun yok :) birini bitirmeden birisini yetiştirmiş kurutmuş ve hatta içmeye hazır hale getirmiş olabilirsin bence yorumunu eskiden yazmışsın ama şaş kaza görürde bir yardımım dokunursa ne mutlu bana.

Dağhan Kozanoğlu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Adsız dedi ki...

yaptıklarını okudum çok başarılı. bende bu torbacı muhabbetinden yeterince sıkıldım bakalım bitkiyi tanımak için ilk ekimi yaptım 5 bitkim var söktüklerimden sonra 16 cm oldu nerdeyse hepsinin boyu şimdilik oynuyorum bir tanesinin sömek olarak adlandırılan üst topağını kestim kurutmaya başladım bakalım biraz deneyimleniyim bu anlattıklarını yapıcam yada yapan bir arkadaşa finansör olucam :)

Adsız dedi ki...

bişi sormak istiyorum; elimde birkaç güzel sativa tohumu var hollanda dan, kendilerini buzdolabında saklıyorum. acaba bir problem olur mu?

Yorum Gönder

 
;